Kiracılık ilişkisi, Türkiye’de Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve ilgili diğer mevzuatlarca koruma altına alınan, uzun süreli ve toplumsal açıdan çok yaygın bir sözleşme türüdür. Hem ev sahibi (kiraya veren) hem de kiracı (kiralayan) açısından temel haklar ve yükümlülükler söz konusudur. Ancak zaman zaman, kiraya veren ile kiracı arasında farklı anlaşmazlıklar veya ihtiyaçlar ortaya çıkabilir. Böyle durumlarda, ev sahibinin kiracıyı çıkarma isteği yasal açıdan hangi çerçeveye oturur? Hangi nedenler kiracının tahliyesine imkân tanır?
Bu bilgilendirme yazısında, tahliye sebepleri, kiracının yasal koruması, konut ihtiyacı, tahliye taahhüdü, kira sözleşmesinin feshi ve tahliye davası süreçleri gibi kritik konuları açıklayacağız. Ayrıca Avukat 500 üzerinden bir avukata danışmanın, hak kayıplarının önüne geçme noktasındaki önemini de vurgulayacağız. Amacımız, hem ev sahiplerinin hem de kiracıların yasal hakları hakkında sağlıklı ve doğru bilgi sahibi olmalarına yardımcı olmaktır.
Kira Sözleşmesi
Bir konutun veya iş yerinin kiralanması, kira sözleşmesi ile düzenlenir. Türk Borçlar Kanunu’nun 299 ve devamı maddeleri, kiraya veren ile kiracı arasında kurulan bu ilişkide tarafların hak ve yükümlülüklerini ortaya koyar. Bu sözleşme, çoğu zaman belirli süreli olarak (örneğin 1 yıllık) yapılır, ancak sürenin sonunda yazılı bir bildirim yoksa otomatik olarak uzama hükümleri devreye girebilir.
Kural olarak, ev sahibi (kiraya veren) keyfi nedenlerle “Ben kiracıyı istemiyorum” diyerek tahliye gerçekleştiremez. Kiracıyı ancak yasal mevzuatta öngörülen geçerli nedenlere dayanarak çıkarmak mümkündür. Tam da bu noktada, “Ev sahibi kiracıyı hangi durumlarda çıkarabilir?” sorusuna verilecek yanıt, çeşitli maddi ve hukuki gerekçeler etrafında şekillenir.
Bu yazının devamında söz edeceğimiz koşullar, TBK’da düzenlenen tahliye nedenlerini yansıtmaktadır. Ancak her somut olayda, delil, ispat ve prosedür unsurlarına dikkat etmek gerekir. Aksi halde, ev sahibi tahliye talebinde bulunsa dahi mahkeme bu talebi reddedebilir.
Kiracının Kira Bedelini Ödememesi
Kiracının başlıca yükümlülüklerinden biri, kira bedelini sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde ve zamanda ödemektir. Eğer kiracı, üst üste veya birden fazla kez kira bedelini ödemeyi geciktirirse, ev sahibi tahliye sürecini başlatmak adına yasal bir neden kazanır.
Genelde tahliye davası veya icra takibi sürecinde ev sahibi, kiracının kira bedelini düzenli ödemediğini ispatlamakla yükümlüdür. Bu noktada:
- İcra Takibi: Eğer kiracı belli bir ayın kirasını ödemezse, kiraya veren icra takibi başlatabilir. İcra takibine rağmen ödememe devam ediyorsa, tahliye işlemi talep edebilir.
- İki Haklı İhtar Kuralı: Yasa uyarınca, bir kira dönemi içinde iki kez haklı ihtar alan (kirasını düzenli ödemediği resmi olarak ihtar edilen) kiracının sözleşmesi, dönemin sonunda kiraya veren tarafından feshedilebilir ve tahliye talep edilebilir.
Bununla birlikte, tek bir kira ödeme gecikmesi her zaman kiracının anında tahliyesine yol açmaz. Kiracının söz konusu gecikmeyi gidermesi ve bu durumu tekrarlamaması önemlidir. Eğer birden fazla ihtar söz konusu olursa, ev sahibinin tahliye istemi yasal dayanak kazanabilir.
Tahliye Taahhüdü
Tahliye taahhüdü, kiracının kendi beyanıyla kiralanan taşınmazı belli bir tarihte boşaltmayı taahhüt etmesidir. Genellikle yeni bir kira dönemi başlarken veya sözleşme imzalanırken, kiracı, belli bir tarihte evi boşaltacağını yazılı şekilde beyan eder.
Tahliye taahhüdü ev sahibine, belirlenen tarihte kiracının tahliyesini talep etme hakkı verir. Ancak tahliye taahhüdünün de geçerli olabilmesi için bazı şartlar aranır:
- Yazılılık Şartı: Tahliye taahhüdü mutlaka yazılı olmalı, sözlü taahhütler yasal geçerlilik taşımamaktadır.
- Tarih Belirtilmesi: Tahliye taahhüdü, hangi tarihte boşaltma yapılacağını açıkça göstermelidir. Belirsiz bir ifade sözleşmeyi geçersiz kılar.
- Kiracının İmzalı Rızası: Bu taahhüt, bizzat kiracı tarafından imzalanmalıdır. Zorla veya hile yoluyla alınmış bir belge yoksa, kiracı da buna uymak zorunda kalır.
Eğer tahliye taahhüdü geçerlilik şartlarını taşıyorsa ve tarih geldiği halde kiracı evi terk etmemişse, ev sahibi icra müdürlüğüne başvurarak doğrudan tahliye talebinde bulunabilir. Ayrıca bu durum dava açmaya da gerek olmadan hızlandırılmış bir prosedür sunar. Yine de kiracının itiraz hakkı saklıdır; eğer taahhüdün baskı veya hileyle alındığı iddiası varsa mahkemeye başvurulabilir.
Ev Sahibinin Konut veya İş Yeri İhtiyacı
Ev sahibinin (veya yakınlarının) konut ihtiyacı önemli bir tahliye sebebidir. Bu durum, kiraya verenin kendisinin veya akrabasının (genellikle üstsoy, altsoy, kardeş) gerçek ve samimi barınma ihtiyacı olması hâlinde devreye girer. Örneğin, ev sahibi:
- Kendisi o konutta oturmak isteyebilir,
- Çocuğu evleneceği için söz konusu konuta ihtiyaç duyabilir,
- Anne-babasıyla birlikte yaşamak veya onlara ayrı bir ev sağlamak isteyebilir.
Bunlar geçerli bir ihtiyacı gösteren nedenlerdir. Ancak mahkemeye başvurulduğunda, ev sahibinin bu ihtiyacının gerçek olduğunun ispatı gerekir. Örneğin, mevcut ikametgâhının yetersiz olması, başka bir konutunun bulunmaması veya iş yerine yakınlık vb. objektif unsurlar öne sürülebilir.
Ev sahibi, bu durumu dava açarak ileri sürdüğünde, mahkeme ihtiyacın samimi olup olmadığına bakar. Mahkeme süreci sonunda karar verilirse, kiracı tahliye edilir. Burada önemli bir nokta da şu ki, ev sahibi konut ihtiyacı sebebiyle tahliye ettiği bir evi 3 yıl süreyle başkasına kiraya veremez (Kanunda belirtilen istisnalar hariç). Eğer verirse, bu durum “kötüniyet” olarak değerlendirilebilir.
Mülkte Yeniden İnşa, Tadilat veya Onarım İhtiyacı
Kiraya verenin, mülkü yeniden inşa etmek, büyük tadilat veya onarım çalışmaları yapmak istemesi halinde de tahliye sebebi gündeme gelebilir. Burada amaç, kiralanan taşınmazın ciddi boyutta fiziki müdahaleye ihtiyaç duymasıdır. Basit tamiratlar veya küçük ölçekte boya-badana işlemleri tahliye sebebi oluşturmaz.
Eğer yıkım veya temelden onarım gerektiren bir proje söz konusuysa, ev sahibi mahkemeye başvurarak durumu ispatlar. Mahkeme, bu tadilat veya inşa sürecinin gerçekten kiracıyı barındırmayacak kadar büyük olduğunu tespit ederse, kiracı tahliye edilebilir. Yine de inşa süreci bittiğinde, eğer kiracı isterse ve taraflar anlaşırsa, kira sözleşmesinin yeniden düzenlenmesi imkânı olabilir.
Tadilat nedeniyle tahliye talebinde de, mahkeme süreci önemlidir. Ev sahibi, “Büyük tadilat yapacağım” diyerek kiracıyı çıkardıktan sonra, fiilen bu tadilatı yapmadan mülkü başkalarına kiralarsa veya satarsa kötüniyet kabul edilebilir. Bu nedenle davada inşaat projeleri, ruhsatlar veya mimari planlar gibi belgeler değerlendirilir.
Kiracının Sözleşmeye Aykırı Davranışları ve Kötü Kullanım
Kiracının, kira sözleşmesine aykırı davranışları da tahliye nedeni olabilir. Örneğin:
- Gayrimenkulü Amaç Dışı Kullanma: Sözleşmede “konut olarak kullanılacağı” belirtilen bir mülkün, izinsiz şekilde ofis ya da depo gibi kullanılması,
- Kiralanan Yeri Hasara Uğratma: Duvarları yıkma, sabit tesisatlara zarar verme, komşulara rahatsızlık verecek ölçüde evi tahrip etme gibi eylemler,
- İzinsiz Devir veya Alt Kira: Sözleşmede yasaklanmışsa, kiracı ev sahibinden habersiz alt kiracı alırsa ya da sözleşmeyi devrederse, bu da tahliye sebebidir.
Bu nedenlerle tahliye talebinde bulunacak olan ev sahibi, kiracının sözleşmeye aykırı kullanım veya davranışlarını somut delillerle ortaya koymak zorundadır. Mahkeme, bu delilleri inceledikten sonra kiracının eyleminin ciddi ihlal içerip içermediğine karar verir.
Belirli Süreli Kira Sözleşmesinin Sona Ermesi ve Yeni Sözleşme Dönemi
Birçok kişi, “Belirli süreli kira sözleşmesi bitince kiracıyı hemen çıkarabilir miyim?” sorusunu merak eder. Türk hukuku, kiracı lehine koruma önlemleri içerir. Bu kapsamda, belirli süreli sözleşmenin 1 yıl veya 2 yıl gibi bir süresi dolduğunda, kiraya veren kendiliğinden sözleşmeyi sona erdiremez. Kiraya veren ancak sürenin bitiminden en az 15 gün önce yazılı bildirim yaparsa, bir sonraki döneme girildiğinde sözleşme uzamayabilir. Fakat burada da TBK m.347’de öngörülen koruyucu hükümler devreye girebilir ve diğer tahliye sebepleri aranabilir.
Bu durumun istisnası, eğer bir tahliye sebebi varsa (konut ihtiyacı, tadilat vb.) o zaman sözleşmenin bitiminde kiracının çıkarılması için güçlü bir hukuki dayanak oluşabilir. Aksi halde, ev sahibi keyfi olarak “Sözleşme bitti, çık” deme hakkına sahip değildir. Özellikle konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, 10 yıllık uzama süresi boyunca dahi özel bir korumaya sahiptir.
Buna karşın, 10 yıllık uzama süresi dolduktan sonra, kiraya veren bildirim yoluyla sözleşmeyi sona erdirebilir. Yine de bu durumda bile ev sahibinin yasal prosedürlere uygun davranması şarttır.
İki Haklı İhtar Nedeniyle Tahliye
Yukarıda kısaca değindiğimiz bir diğer kritik tahliye sebebi de “iki haklı ihtar” meselesidir. Kira hukukunda, bir kira yılı içerisinde kiracının kira bedelini ödemede 2 kez gecikmeye düşmesi ve her gecikme için ev sahibinin haklı ihtar çekmiş olması, sözleşmenin dönem sonunda ev sahibince feshi ve tahliye talebini mümkün kılar.
Burada esas olan noktalar:
- Kiracının gecikmesi gerçekten suçlanamayacak bir nedenle olmamalı; yani kiracının ödeyememesinin haklı bir mazereti bulunmamalıdır.
- İhtarın resmi olarak çekilmesi: Noter yoluyla veya avukat aracılığıyla düzenlenen, gecikmeye ilişkin bildirim yapılmalı.
- Kira yılı (sözleşmede belirlenen veya kanunen kabul edilen 12 aylık dönem) içinde bu durumun iki kez tekrar etmesi.
Bir kira yılı dolduğunda, ev sahibi dönemin sonunda mahkemeye başvurarak bu iki haklı ihtara dayanıp tahliye isteyebilir. Mahkeme, bu ihtarların usule uygun olduğunu ve kiracının gerçekten ödeme yükümlülüklerini ihlal ettiğini görürse tahliye kararı verebilir.
Tahliye Davası Süreci ve Yasal Prosedür
Ev sahibi, yasal bir tahliye sebebine dayansa bile kiracıyı kendi inisiyatifiyle doğrudan çıkaramaz. Türkiye’de tahliye işlemi:
- İcra Takibi veya Mahkeme Kararı: Ev sahibi önce dava veya icra takibi yolu ile tahliye kararı almalı.
- İcra veya Mahkeme Kararının Uygulanması: Karar kesinleştiğinde, icra müdürlüğü veya kolluk kuvvetleri gözetiminde tahliye işlemi yapılır.
Kiracı rızasıyla çıkmıyorsa, ev sahibinin “ben kapıyı değiştirdim, eşyaları attım” gibi yöntemler kullanarak tahliye yapması hukuka aykırıdır ve cezai sorumluluk bile doğurabilir. Bu nedenle, ev sahibi hangi hakka dayanırsa dayansın, mahkeme ve icra prosedürünü izlemesi gerekir.
Tahliye davası sürecinde, ev sahibi dayandığı sebebi ispat etmekle yükümlüdür. Mahkeme de kiracıyı dinler, savunmalarını değerlendirir. Gerekliyse tanıklar dinlenir, belgeler incelenir. Sonuçta tahliye kararı çıkarsa, kiracı yasal süre içinde evi boşaltmak zorundadır. Aksi durumda icra dairesi marifetiyle tahliye uygulanır.
Kiracının Hakları ve Korunması
Konut kiralarında temel prensip, kiracıların barınma hakkının korunmasıdır. Bu nedenle, ev sahibinin tek taraflı iradesiyle kiracıyı hemen çıkarma imkânı kısıtlıdır. Kiracı, tahliye davasına karşı savunma yapabilir, ev sahibinin öne sürdüğü ihtiyacın samimi olmadığını veya ödeme ihtarlarının haksız olduğunu kanıtlamaya çalışabilir.
Ayrıca, kiracı kira bedelini ödemek isterse (icra takibi sırasında), belirli durumlarda ödemeye ilişkin haklardan yararlanabilir. Örneğin, örnek No:13 icra takibinde kiracı itiraz ve ödeme beyanında bulunarak tahliye sürecini belirli ölçüde durdurabilir. Ancak bunlar karmaşık hukuki prosedürlerdir ve avukat desteği çoğu zaman şarttır.
Kiraya Verme Yasağı (3 Yıl Kuralı) ve Kötüniyet
Konut ihtiyacı veya işyeri ihtiyacı gibi sebeplerle kiracıyı çıkaran ev sahibi, tahliye sonrası 3 yıl boyunca kiralananı başka bir kişiye kiralayamaz. Eğer kiraya verirse, bu durum kiracının kötüniyet tazminatı istemesine yol açabilir. Yani, ev sahibi “Benim ihtiyacım var” diyerek kiracıyı çıkarıp, hemen ardından çok daha yüksek bedelle başkasına kiraya veremez. Bu, kanun tarafından net biçimde yasaklanmıştır.
Ev sahibinin gerçek ihtiyacının olmadığı, amacının sadece daha yüksek kira bedeliyle sözleşme yapmak olduğu sabit olursa, kiracı mahkeme yoluyla tazminat talep edebilir. Bunun için eski kiracı, çıkıştan sonraki dönemi takip ederek, evin kime ve hangi bedelle kiralandığını araştırabilir.
Kira Artış Miktarının Aşırı Olması ve Tahliye Tehdidi
Türkiye’de son yıllarda kira artışları konusundaki tartışmalar, birçok kiracının “Evi boşalt, yoksa anlaşamayız” şeklinde ev sahibi tarafından baskı görmesine neden olmaktadır. Ancak ev sahibi, kanunen belirlenmiş üst limitlerin üzerinde artış dayatırsa ve kiracı bunu kabul etmezse, bu tek başına tahliye sebebi oluşturmaz.
Kira artış oranı, TBK’ya eklenen geçici düzenlemeler ve ilgili mevzuata göre genellikle TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) verilerine yakın bir oranda sınırlandırılır (Geçici dönemlerde hükümetin belirlediği ek düzenlemeler de olabilir). Ev sahibi daha yüksek bir artış talep ediyorsa, kiracı reddedebilir. Bu durum otomatik olarak “haksız tahliye” talebini doğurmaz. Ev sahibinin yine de yukarıda anlattığımız yasal tahliye sebeplerinden birine dayanması gerekir.
Kira Sözleşmesi ve Noter Onayı Zorunluluğu
Kira sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, kural olarak yazılı olması dahi şart değildir; sözlü kira sözleşmeleri de hukuken geçerli sayılabilir. Ancak ispat kolaylığı açısından mutlaka yazılı sözleşme tercih edilir. Noter onayı ise zorunlu değildir; fakat bazı durumlarda taraflar noter huzurunda sözleşme yapmak isteyebilir. Bu, tahliye süreçlerinde ispatı kolaylaştırabilir.
Kiraya veren, kira sözleşmesi örneğiyle birlikte mahkemeye veya icraya başvururken, sözleşmenin dayandığı maddeleri kanıt olarak sunar. Kiracının hangi tarihe kadar ödeme yapması gerektiği, hangi hususlarda yükümlülükleri olduğu net biçimde yazarsa, tahliye davası süreci de daha az karmaşık olur.
Tahliye Kararının Uygulanması ve İcra Aşaması
Mahkeme tahliye yönünde karar verdiğinde veya icra takibi neticesinde itirazın kesin olarak kaldırılmasıyla tahliye yolu açıldığında, kiracı evi boşaltmak zorundadır. Genelde kiracıya belli bir süre tanınır. Bu süre içinde de evi terk etmezse, icra müdürlüğü polis/muhatap nezaretinde tahliyeyi fiziken gerçekleştirir.
Ev sahibi bu noktada mutlaka resmi kanallardan hareket etmelidir. Çünkü “benim evim, dilediğim gibi davranırım” mantığıyla kapı kilidini değiştirmek, eşyaları dışarı atmak veya benzeri eylemlerde bulunmak kanuna aykırıdır ve “haksız el koyma”, “özel hayatın ihlali” gibi suçlamalara dahi yol açabilir.
Avukat Desteğinin Önemi
Ev sahibi kiracıyı hangi durumlarda çıkarabilir? sorusuna verilen yanıt, göründüğünden daha karmaşık hukuki süreçleri içerir. Hangi tahliye nedeninin nasıl ispat edileceği, hangi prosedür yoluyla en hızlı şekilde tahliye kararı alınacağı gibi konular, işin profesyonel boyutunu gerektirir.
Avukat 500 gibi avukat rehberi platformları, şehir şehir listeleme yaparak kira hukuku alanında uzman avukatlara erişim sağlamanıza yardımcı olur. Hem ev sahipleri hem de kiracılar, hukuki sürecin her aşamasında profesyonel destek alarak hak kayıplarını önleyebilir. Örneğin:
- Tahliye taahhüdü düzenlenmesi veya geçerliliğinin denetlenmesi,
- İhtiyaç nedeniyle tahliye davasında gerekli delil ve tanıkların hazırlanması,
- Kira bedeli ödememesi halinde icra takibi prosedürünün doğru yürütülmesi,
- Sözleşmeye aykırılık iddialarında uygun hukuki stratejinin belirlenmesi.
Tüm bu noktalar, işlemlerin daha hızlı ve etkili şekilde ilerlemesini sağlar. Hatalı atılan bir adım, mahkeme süresini uzatabilir veya ev sahibinin haklı olduğu davada bile kaybetmesine neden olabilir. Aynı şekilde kiracı da, kendisini savunabilecek uygun argümanları bilmeden harekete geçerse, gereksiz tahliyeyle karşılaşabilir.
Tahliye Sonrası Süreç ve Tazminat Talepleri
Ev sahibi, geçerli bir nedenle tahliye sağladıktan sonra, genellikle yeni kiracı arayabilir veya kendi ihtiyacı doğrultusunda mülkü kullanabilir. Ancak konut ihtiyacı gerekçesiyle çıkardığı kiracıdan sonra aynı mülkü hemen üçüncü bir kişiye kiralamak veya satmak, kötüniyet olarak değerlendirilebilir ve eski kiracı tazminat hakkına sahip olabilir.
Benzer şekilde, eğer kiracının iddialarıyla ev sahibinin beyanı çelişiyorsa, tahliye sonrası süreçte itirazlar veya dava uzamaları gündeme gelebilir. Mahkeme, gerçeği ortaya çıkarmak için yeniden inceleme yapabilir. Tüm bu durumlar, ikili ilişkilerde mümkün olduğunca objektif belgelerin saklanması ve profesyonel destek alınmasının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterir.
Sıkça Sorulan Sorular
Soru 1: “Sözleşmem 1 yıllık. Yıl dolunca ev sahibi çıkmamı istedi. Çıkmak zorunda mıyım?”
Cevap: Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde, süre dolduğunda ev sahibi kendiliğinden tahliye hakkına sahip değildir. Sadece geçerli bir tahliye sebebi varsa veya 10 yıllık uzama süresi gibi özel durumlar devreye girerse, sözleşme sona erdirilebilir. Aksi halde kiracı, sözleşme bitiminde otomatik olarak uzama hakkına sahiptir.
Soru 2: “Kiracım birkaç aydır kira ödemiyor, direkt kapıyı kilitleyip eşyalarını atabilir miyim?”
Cevap: Kesinlikle hayır. Böyle bir uygulama hukuka aykırıdır. Tahliye ancak mahkeme veya icra yoluyla, resmi prosedür çerçevesinde yapılabilir.
Soru 3: “Ev sahibinin konut ihtiyacı olduğunu söylüyor, ama ben ikna olmadım. Ne yapmalıyım?”
Cevap: Ev sahibi dava açarsa, mahkeme sürecinde ev sahibinin ihtiyacının samimi olup olmadığı incelenir. Siz de itirazınızı ve varsa kanıtlarınızı sunabilirsiniz. Mahkeme karar vermeden tahliye yapmak zorunda değilsiniz.
Soru 4: “Tahliye taahhüdü imzaladım, ama zorla bana imzalatıldı. Yine de geçerli midir?”
Cevap: Zorla veya hileyle imzalanan bir sözleşme/taahhüt geçersiz sayılabilir. Bunun ispatı mahkemede yapılmalıdır. Delillerinizle başvuruda bulunursanız, taahhüdün iptali söz konusu olabilir.
Türkiye’de kira hukuku, kiracıları önemli ölçüde koruma altına almakta; ev sahibinin kiracıyı keyfi biçimde çıkarması çoğunlukla mümkün olmamaktadır. Yine de kanun, belirli durumlarda ev sahibinin tahliye hakkını saklı tutar. Bu durumlar arasında:
- Kiranın ödenmemesi veya kiracının iki haklı ihtar alması,
- Tahliye taahhüdü verilmiş olması,
- Konut veya iş yeri ihtiyacı (ev sahibinin veya yakınlarının),
- Önemli tadilat, yeniden inşa gibi büyük onarımlar,
- Sözleşmeye aykırı kullanım veya mülkün kötüye kullanılması,
- 10 yıllık uzama süresi dolmuş olması,
- Ve diğer TBK veya ilgili mevzuatta öngörülen geçerli sebepler.
Ev sahibi, bu nedenlere dayanarak dava veya icra yoluna gidebilir. Mahkeme, sebeplerin samimi ve geçerli olduğunu tespit ederse tahliye kararı verir. Kiracı, rızasıyla çıkmadığı takdirde icra müdürlüğü aracılığıyla tahliye gerçekleştirilir.
Bu süreçlerde yapılacak usul hataları veya eksik belge-delil sunulması, davanın uzun sürmesine veya kaybedilmesine neden olabilir. Dolayısıyla hem ev sahibinin hem de kiracının hak kaybı yaşamaması adına avukat desteği alması büyük önem taşır. “Avukat500” gibi platformlar, bu alanda deneyimli avukatlarla iletişimi kolaylaştırarak söz konusu ihtilafların daha hızlı ve verimli şekilde çözülmesine yardımcı olur.
Özetle, Ev sahibi kiracıyı hangi durumlarda çıkarabilir? sorusunun yanıtı, ayrıntılı ve çok boyutlu bir çerçevede değerlendirilmelidir. Kanunlar, bir yandan ev sahibinin mülkiyet hakkını gözetirken öte yandan kiracının barınma hakkını koruma altında tutar. Dengeleyici yaklaşımın sonucu olarak, tahliye süreçleri yargısal veya idari prosedürlerle gerçekleşir. Her somut olayda, taraflar haklarını ve sorumluluklarını bilerek hareket eder, mümkünse uzlaşma veya arabuluculuk yoluna gitmeye çalışır. Anlaşma sağlanamazsa, dava en nihai çözüm yoludur.




















