Gölbaşı İş Davası Avukatı
Ankara’nın güneyinde Mogan ve Eymir gölleri arasında konumlanan Gölbaşı, karma bir ekonomik profile sahiptir. Malıköy’de yer alan Başkent Organize Sanayi Bölgesi üretim işçilerini, İncek ve Beytepe’de süregelen büyük ölçekli inşaat projeleri şantiye çalışanlarını, göl kıyısı boyunca uzanan restoran ve kafeler ise mevsimsel olarak yoğunlaşan hizmet sektörü personelini istihdam eder. Bu farklı çalışma alanlarının her biri, kendine özgü iş uyuşmazlıklarını beraberinde getirir.
Ankara iş davası avukatı ile İş hukuku, bireysel ve toplu iş ilişkilerinden doğan uyuşmazlıkların çözümü ile ilgilenen bir hukuk dalıdır. Gölbaşı sınırları içinde faaliyet gösteren işletmelerin ve bu işletmelerde çalışan işçilerin karşılaştığı uyuşmazlıkların önemli bir kısmı; kıdem-ihbar tazminatı, fazla mesai ücretleri, yıllık izin alacakları, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri, işe iade talebi ve iş kazasından kaynaklanan tazminat başlıkları altında toplanır. Bu uyuşmazlıkların bir bölümü zorunlu arabuluculuk yoluyla çözülür; anlaşma sağlanamayan dosyalar iş mahkemesine taşınır.
Avukat500.com verilerine göre, Gölbaşı’nda iş hukuku alanında hizmet sunan avukatlar hem çalışan hem işveren tarafını temsil eden dosyalarla ilgilenmektedir. İlçenin karma ekonomik yapısı, iş davası dosyalarının konu çeşitliliğini de belirler; salt beyaz yakalı işe iade dosyaları ile şantiyede meydana gelen iş kazası dosyaları aynı avukatın gündeminde yer alabilir.
İncek’teki inşaat şantiyelerinde işveren değişikliği durumunda kıdem tazminatı nasıl talep edilir?
İncek bölgesinde son on yılda hayata geçirilen konut projeleri, çok sayıda ana yüklenici ve alt taşeron ilişkisiyle yürütülmektedir. Şantiyede çalışan bir işçi, aynı işyerinde farklı taşeronlar altında aralıksız çalışmayı sürdürmüşse kıdem süresi bakımından toplam hizmet süresi esas alınır. Ana yüklenici, alt taşeronlarla birlikte müteselsil sorumlu tutulabilir; bu nedenle kıdem tazminatı davasında hem alt işveren hem asıl işveren birlikte davalı olarak gösterilebilir. Belgesiz veya kısmen kayıt dışı çalışma durumunda; SGK kayıtları, banka ödemeleri, şantiye giriş-çıkış kayıtları ve tanık beyanları hizmet tespiti davası ile birlikte değerlendirilebilir.
Mogan Gölü çevresindeki restoran ve kafelerde sigortasız çalıştırılan personelin hakları nasıl korunur?
Mogan Gölü kıyısındaki işletmelerde çalışan garson, aşçı, bulaşıkçı ve kasiyer personelin bir bölümünün sigorta girişi kısmen ya da hiç yapılmamış olabilir. Bu durumda işçi, sigortasız geçen süreye ilişkin hizmet tespiti davası açarak SGK kaydının geriye dönük düzeltilmesini talep edebilir. Hizmet tespiti davasının olumlu sonuçlanması, aynı zamanda kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti gibi süreye bağlı diğer alacakların da hesabına dayanak oluşturur. Tanık beyanları, işletmenin sosyal medya paylaşımları, müşteri fişleri ve mesai düzenine ilişkin yazışmalar bu tür davalarda başvurulan başlıca delillerdir.
İncek ve Beytepe inşaat sektöründe işçilik alacakları
Gölbaşı’nın kuzey uzantısında yer alan İncek, son yıllarda üst gelir grubuna yönelik villa ve rezidans projeleriyle Ankara’nın yoğun inşaat bölgelerinden birine dönüşmüştür. Aynı gelişme, Beytepe ve Taşpınar mahallelerinde de küçük ve orta ölçekli konut projeleriyle sürmektedir. Bu yoğun inşaat trafiği, bölgede çok sayıda alt taşeron, mevsimlik işçi ve gündelik çalışanın istihdam edilmesi anlamına gelir.
İnşaat sektöründeki iş uyuşmazlıklarının önemli bir kısmı, çalışma sürelerinin ve ödenen ücretlerin belgelenmesindeki eksiklikten kaynaklanır. Günlük 10-12 saatlik çalışma süreleri karşılığında yalnızca temel ücret ödendiği; hafta tatili ve resmi tatillerde çalışmanın karşılığının verilmediği iddiaları sıkça gündeme gelir. Şantiyede meydana gelen iş kazaları ise ayrı bir dosya konusu oluşturur ve tazminat davalarına konu edilir.
Şantiyede taşeron değişikliğinde işçinin kıdem hesabında hangi işveren sorumlu tutulur?
Aynı inşaat projesinde farklı taşeronların değişmesi, işçinin hizmet süresini kesintiye uğratmaz. İşçi, aralıksız aynı işyerinde çalışmaya devam ettiği sürece, toplam hizmet süresi kıdem tazminatı hesabında esas alınır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesi gereğince asıl işveren ile alt işveren, işçinin işçilik alacaklarından müteselsil sorumludur. Bu düzenleme, İncek gibi çok katmanlı taşeron yapısının bulunduğu şantiyelerde çalışanların hakkını güvence altına almayı amaçlar.
Beytepe’deki sitelerde çalışan güvenlik ve temizlik personelinin hafta tatili ve resmi tatil ücretleri nasıl hesaplanır?
Beytepe ve İncek’te yer alan güvenlikli sitelerde çalışan güvenlik görevlileri, temizlik personeli ve site yöneticileri, çoğunlukla haftalık 45 saatin üzerinde çalışırlar. Hafta tatilinde çalıştırılan işçiye, bir tam günlük ücretin yanı sıra yüzde 50 zamlı fazla mesai ücreti daha ödenmesi gerekir. Resmi tatil günlerinde çalışan işçi ise, o güne ait bir günlük ücretin ek olarak ödenmesini talep edebilir. Bu alacakların ödenmediği hallerde, işçi son çalışma tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde arabuluculuk yoluna ve ardından iş mahkemesine başvurabilir.
- Kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı
- Fazla mesai, hafta tatili ve ulusal bayram-genel tatil ücretleri
- Kullanılmamış yıllık izin ücret alacağı
- Ödenmemiş maaş, prim ve ikramiye alacakları
- İşe iade davası ve boşta geçen süre ücreti
- Hizmet tespiti ve sigortasız çalışma tazminatı
- İş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat
Mogan ve Eymir çevresi hizmet sektöründe iş uyuşmazlıkları
Mogan ve Eymir gölleri çevresindeki restoran, kafe, kır bahçesi ve otelcilik işletmeleri, Gölbaşı ekonomisinin belirgin bir kolunu oluşturur. Bu işletmelerdeki çalışan sirkülasyonu, ilkbahar ve yaz aylarında yoğunlaşan müşteri trafiğine bağlı olarak yüksektir. Kısa süreli, sözleşmesiz ya da sözlü sözleşmeye dayalı çalışma; sektörün genel örüntüsünü oluşturur ve bu durum kıdem, sigortasız çalışma ve fazla mesai uyuşmazlıklarının kaynağını oluşturur.
Restoran ve kafe çalışanlarının işçilik alacağı taleplerinde en sık gündeme gelen konular; asgari ücretin altında elden ödeme yapıldığı iddiası, bahşişlerin ücret gibi gösterilmeye çalışılması, çalışma sürelerinin fazlaya ilişkin kısmının kayda geçirilmemesi ve sezon sonunda sözlü feshin ihbar süresine uyulmadan yapılmasıdır. Bu türde uyuşmazlıklar bakımından hem hizmet tespiti hem işçilik alacağı hem de kimi durumlarda kötüniyet tazminatı gündeme gelebilir.
Mogan Gölü kıyısında sezonluk garson olarak çalışan işçinin kıdem tazminatı hakkı doğar mı?
Kıdem tazminatına hak kazanmak için işçinin aynı işverenin işyerinde en az bir yıl çalışmış olması ve iş sözleşmesinin kıdem tazminatı ödenmesini gerektirir biçimde sona ermiş olması gerekir. Sezonluk çalışan işçi, her sezon aynı işverenle yeniden iş akdi kuruyorsa; bu sezonların toplamı bir yılı geçtiğinde kıdem tazminatı hakkı doğabilir. Mogan çevresindeki bir restoranda üst üste birden fazla sezon çalışan garsonun, bu sezonlar arasında imzalanan sözleşmelerin süresi ve ara verme koşulları dikkate alınarak kıdem hesabı yapılır. Uygulamada mahkemeler, mevsimlik işçinin bir sonraki sezonda yeniden çağrılmaması halini de belirli koşullar altında fesih olarak kabul edebilmektedir.
Gölbaşı Merkez’deki bir kafede bahşiş sistemi ile çalışan personel, asgari ücret hesabında bahşişleri alacak sayabilir mi?
Bahşiş, mahkeme uygulamalarında ücretin bir parçası olarak kabul edilebilir; ancak bu kabul, bahşişin düzenli olarak alındığının ve işçinin ücretine dahil edildiğinin ispat edilmesine bağlıdır. Gölbaşı Merkez’de veya Mogan kıyısındaki bir kafede çalışan personelin, işveren tarafından ödenen sabit ücretin asgari ücretin altında kalması durumunda bahşişleri ücretin tamamlayıcısı olarak göstermesi mümkün olabilir. Bu durum, işverenin asgari ücret yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz; işveren yasal asgari ücreti ödemek zorundadır. Sunulan tanık beyanları ve varsa banka hesap hareketleri bahşiş gelirinin ispatında başvurulan başlıca delillerdir.
Kıdem ve ihbar tazminatı süreçleri
Kıdem tazminatı, en az bir yıl çalışan işçinin iş akdinin belirli sebeplerle sona ermesi halinde işveren tarafından ödenmesi gereken bir tazminat türüdür. İhbar tazminatı ise iş akdinin bildirim süresine uyulmadan feshedilmesi halinde, feshedilen tarafın karşı tarafa ödediği tazminattır. Bu iki tazminat kalemi, hem işçi hem işveren fesihlerinde farklı koşullarla gündeme gelir.
Kıdem tazminatı hesabında son giydirilmiş brüt ücret esas alınır. Giydirilmiş ücret, çıplak ücrete ek olarak; yol, yemek, prim, ikramiye ve sürekli ödenen sosyal yardımların ay bazında hesaba dahil edilmesi ile bulunur. İşçinin kıdem süresi, işe giriş tarihinden fesih tarihine kadar geçen süredir; askerlik ve yıllık izin gibi süreler de kıdem süresine dahildir. Her tam yıl için 30 günlük giydirilmiş brüt ücret tutarında kıdem tazminatı hesaplanır.
Kıdem tazminatına esas ücret hesabına hangi kalemler dahil edilir?
Kıdem tazminatına esas ücret; işçiye düzenli olarak ödenen ve süreklilik arz eden tüm ödemelerin brüt tutarını içerir. Bu kapsam, mahkeme uygulamalarında geniş yorumlanır; işveren tarafından işçiye sağlanan yol yardımı, yemek yardımı, giyim yardımı, düzenli olarak ödenen ikramiye ve prim gibi ödemeler hesaba dahil edilir. Bir kereye mahsus ödenen tutarlar ise hesaba dahil edilmez. Bu ayrımı yapabilmek için işçiye ait bordroların, banka hesap dökümlerinin ve iş sözleşmesinin birlikte incelenmesi gerekir.
- Çıplak ücret (temel ücret bileşeni)
- Düzenli ödenen yol ve yemek yardımı
- Süreklilik arz eden ikramiye ve prim ödemeleri
- Giyim ve yakacak yardımı gibi ayni ödemelerin parasal karşılığı
- İşveren tarafından ödenen özel sağlık sigortası primi
- Düzenli ödenen sosyal yardım niteliğindeki tutarlar
İşverenin haklı fesih iddiasında bulunması durumunda işçi nasıl bir yol izleyebilir?
İşveren, iş akdini 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinde sayılan haklı sebeplerden birine dayanarak feshettiğinde kıdem ve ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğünden kurtulur. Ancak bu iddianın haklı olması için işverenin somut olay ve belge sunması gerekir. İşçi, haksız olduğu düşünülen fesihte, Ankara avukatı ile arabuluculuk aşamasından itibaren süreci başlatarak kıdem, ihbar ve varsa işe iade taleplerini birlikte gündeme getirebilir. Bu süreçte yazılı savunma alınması, disiplin sürecinin usulüne uygun yürütülmesi ve fesih bildiriminin gerekçeli olması işveren açısından belirleyici olur.
İşe iade davası ve Gölbaşı’nda uygulaması
İşe iade davası, iş güvencesi kapsamındaki bir işçinin geçerli sebep olmaksızın işten çıkarılması durumunda açabildiği bir davadır. İş güvencesi kapsamına girmek için; işçinin en az 6 aylık kıdeminin bulunması, işyerinde 30 ve daha fazla işçi çalışıyor olması ve işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışıyor olması gerekir. Bu koşulları taşıyan işçi, feshin geçerli bir sebebe dayanmadığını iddia ederek işe iade talebinde bulunabilir.
Avukat500.com verilerine göre Gölbaşı’nda işe iade davasına konu olan uyuşmazlıkların bir bölümü, Malıköy Başkent OSB civarındaki üretim tesislerinde ve İncek’teki büyük ölçekli inşaat projelerinde beyaz yakalı olarak çalışan personelden gelmektedir. Ekonomik gerekçeye dayandırılan fesihlerin gerçekten geçerli olup olmadığı; şirketin mali tabloları, feshedilen ve devam eden pozisyonların karşılaştırması ve fesih öncesinde işveren tarafından alınan tedbirlerin yeterliliği bakımından değerlendirilir.
Malıköy Başkent OSB’deki bir üretim tesisinde işten çıkarılan mühendis işe iade davası açabilir mi?
Başkent Organize Sanayi Bölgesi Malıköy yerleşkesinde faaliyet gösteren üretim tesislerinde belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan bir mühendis, işyerinde en az 30 işçi çalışıyor olması ve kendi kıdeminin 6 ayı aşması koşullarıyla iş güvencesi kapsamında değerlendirilir. Bu koşulları taşıyan mühendisin sözleşmesinin geçerli bir sebep gösterilmeksizin veya işletmenin gereklerine uygun olmayan bir gerekçeyle feshedilmesi halinde, fesih tebliğinden itibaren bir ay içerisinde önce arabuluculuğa, uzlaşma sağlanamazsa iş mahkemesine başvurma hakkı bulunur. İşe iade davasının kazanılması halinde mühendis işe geri dönme, işe başlatılmazsa 4 ile 8 aylık ücreti tutarında işe başlatmama tazminatı talep edebilir.
Kesinleşen işe iade kararına rağmen işveren işçiyi işe başlatmazsa hangi tazminatlar doğar?
İşe iade davasının kesinleşmesinin ardından işçi, 10 iş günü içerisinde işverene başvurarak işe başlatılma talebinde bulunmalıdır. İşveren, bu başvurudan itibaren bir ay içinde işçiyi işe başlatmakla yükümlüdür. İşe başlatmama halinde işveren; işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ilişkin 4 aya kadar ücret ve diğer haklarını ödemek zorunda kalır. İşe başlatmama tazminatı, mahkemece 4 ila 8 aylık ücret arasında belirlenir; işçinin kıdemi, işten çıkarılma sebebinin niteliği ve iş yerindeki çalışan sayısı gibi kriterler bu belirlemede etkilidir.
- Feshin yazılı olarak ve sebebi açık biçimde belirtilerek yapılıp yapılmadığı
- Feshin dayandığı sebebin gerçek ve geçerli olup olmadığı
- İşçinin savunmasının usulüne uygun alınıp alınmadığı
- İşverenin fesihten önce iş şartlarını uyarlama gibi tedbirlere başvurup başvurmadığı
- Aynı işyerinde benzer pozisyonlara alım yapılıp yapılmadığı
- Fesih bildirim süresine uyulup uyulmadığı
Fazla mesai ve diğer ücret alacakları
Haftalık normal çalışma süresi 45 saati aşan çalışmalar fazla mesai olarak kabul edilir ve her saatlik fazla mesai ücreti, normal saatlik ücretin yüzde 50 fazlasıyla ödenir. Fazla mesai ücretinin ödenmesi için işçinin yazılı onayının alınmış olması ve yıl bazında 270 saatlik üst sınırın aşılmaması yasal düzenlemenin temel çerçevesini oluşturur. Ancak uygulamada, işçilerin bu sürelerin çok üzerinde çalışması ve karşılığını alamaması sıkça gündeme gelen bir konudur.
Fazla mesai alacağı beş yıllık zamanaşımına tabidir; işçi son çalışma tarihinden itibaren geriye doğru en fazla beş yıllık dönem için fazla mesai alacağı talep edebilir. Alacağın hesabında; işçinin çalışma günleri, günlük çalışma saatleri, hafta tatili düzeni ve varsa yıllık izin dönemleri esas alınır. İspat yükü kural olarak alacaklı işçidedir; ancak işveren bordro tutmakla yükümlü olduğundan, işverenin bordro sunmaması hallerinde tanık ifadeleri belirleyici bir delil rolü üstlenir.
Gölbaşı’ndan Ankara Merkez’e servis ile götürülen çalışanların yol süresi çalışma süresine dahil midir?
Gölbaşı’nda ikamet edip Ankara merkezindeki işyerine servis ile götürülen ya da kendi olanaklarıyla ulaşan çalışanların yol süresinin çalışma süresinden sayılıp sayılmayacağı, işçinin yol süresi boyunca işverenin emrinde olup olmadığına göre değerlendirilir. Yolda geçen sürede işçi işverenin talimatlarına açık, iletişim halinde ve işle ilgili görevler ifa ediyorsa bu süre çalışma süresinden sayılabilir. Öte yandan, işçinin yalnızca işyerine ulaşımı için harcadığı süre kural olarak çalışma süresine dahil edilmez. Bu ayrım, özellikle uzun servis mesafesi bulunan Gölbaşı-Kızılay ya da Gölbaşı-Söğütözü hatlarında sıkça uyuşmazlık konusu olur.
Fazla mesai alacağı kaç yıla kadar geriye dönük talep edilebilir?
Fazla mesai alacağı, İş Kanunu’nun genel zamanaşımı süresine tabidir ve son çalışılan tarihten itibaren geriye doğru 5 yıllık süreyi kapsar. Bu süre içinde alacak talep edilmezse zamanaşımı def’i işverenin savunma hakkı olarak gündeme gelir. Zamanaşımı, iş akdinin sona erdiği tarihte değil; alacağın muaccel olduğu tarihte, yani ilgili fazla mesainin yapıldığı ay itibarıyla işlemeye başlar. Bu nedenle uzun süredir aynı işyerinde çalışan işçinin fazla mesai talebi, yalnızca son 5 yıllık dönem için sonuç doğurabilir.
Zorunlu arabuluculuk ve yetkili iş mahkemesi
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile birlikte, kanundan ve iş sözleşmesinden kaynaklanan işçi-işveren uyuşmazlıklarında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması zorunlu tutulmuştur. İşe iade talepleri, kıdem-ihbar tazminatı, fazla mesai ve diğer işçilik alacakları arabuluculuk zorunluluğu kapsamındadır. Arabuluculuk aşaması, arabulucunun atanmasından itibaren üç hafta içinde sonuçlandırılır; zorunlu hallerde bir hafta uzatılabilir.
Gölbaşı’nda çalışan ya da işvereni Gölbaşı sınırları içinde bulunan taraflar için arabuluculuk süreci, taraflardan birinin ikamet ettiği veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna başvurularak başlatılır. Anlaşmama tutanağı düzenlendikten sonra dava açma süresi işlemeye başlar; işe iade davaları için bu süre iki hafta, işçilik alacakları için genel zamanaşımı süresi içinde kalmak kaydıyla belirlenir. Yetkili mahkeme; işverenin merkezinin bulunduğu ya da işin ifa edildiği yer iş mahkemesidir. Gölbaşı’nda kurulu bir işletmede çalışan işçi için yetki, işin yapıldığı Gölbaşı ile bağlantılı yer mahkemesinde de aranabilir.
Gölbaşı’nda çalışan bir işçi, işçilik alacağı davasını hangi mahkemede açmalıdır?
İş mahkemeleri, işveren ile işçi arasındaki iş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklara bakmakla görevlidir. Yetkili mahkeme; kural olarak davalının ikametgahı ile birlikte, işin yapıldığı ya da yapılması gereken yer mahkemesidir. Gölbaşı sınırları içinde çalışan bir işçi, işvereninin merkezi başka bir ilçede olsa bile, işin fiilen ifa edildiği yer olan Gölbaşı ile bağlantılı yetkili iş mahkemesine başvurabilir. Ankara’da iş mahkemeleri belirli adliyelerde toplu olarak faaliyet gösterdiğinden; işçinin başvuracağı somut adliye, dava tarihindeki iş bölümü esaslarına göre belirlenir.
Sık sorulan sorular
İncek’te ikamet edip Kızılay’daki bir işyerinde çalışan mühendis, iş davasını hangi adliyede takip eder?
İşçinin ikamet yeri, iş davası bakımından belirleyici bir yetki unsuru değildir. Yetki, davalı işverenin ikamet yeri veya işin ifa edildiği yer üzerinden belirlenir. İncek’te ikamet eden ancak Kızılay’daki bir işyerinde çalışan mühendis, işvereninin merkezinin bulunduğu ve işin fiilen ifa edildiği yer olan Çankaya sınırları içindeki yetkili iş mahkemesine başvurur. Ankara’nın iş bölümü esasları çerçevesinde, bu tür davalar Ankara’daki iş mahkemelerine tevzi edilir.
Malıköy Başkent OSB’de sendikalı çalışan işçinin toplu iş sözleşmesinden doğan alacakları için bireysel dava yolu açık mıdır?
Sendikalı bir işçinin bireysel iş sözleşmesinden ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacakları için bireysel dava açma hakkı bulunur. Toplu iş sözleşmesinden doğan hakların bireysel dava konusu yapılabilmesi, işçinin bu sözleşme kapsamında olması ve sözleşmede öngörülen hakkın kişisel bir alacağı ifade etmesi koşuluna bağlıdır. Sendikanın yürüttüğü grev veya toplu görüşme süreçleri, işçinin bireysel alacak davası açmasına engel değildir. Malıköy Başkent OSB’de sendika üyesi olarak çalışan bir işçi, toplu iş sözleşmesindeki ücret zammını uygulamayan işverene karşı bireysel dava yolunu kullanabilir.
Mogan çevresindeki restoranda çalışan garsonun bahşişleri, kıdem tazminatı hesabına dahil edilir mi?
Kıdem tazminatı hesabında dikkate alınan ücret; işçiye düzenli ve sürekli biçimde ödenen tutarları kapsar. Bahşiş, düzenli olarak alındığı ve ücretin bir parçası olarak kabul edildiği ispat edilebiliyorsa, giydirilmiş brüt ücret hesabında değerlendirilebilir. Mogan Gölü çevresindeki restoranlarda garson olarak çalışan personel için bahşiş miktarının belirlenmesi; tanık ifadeleri, benzer işlerde çalışan personelin ortalama bahşiş geliri ve müşteri devir hızına ilişkin belgelerle yapılır. İspatın güçlüğü, bahşişin ücrete dahil edilmesi taleplerinin en zorlu yönüdür.
Beytepe’de villa şantiyesinde iş kazası geçiren işçi hangi tazminatları talep edebilir?
İş kazası sonucu bedensel zarara uğrayan işçi; maddi tazminat, manevi tazminat ve iş göremezlik gelirinin yanı sıra, çalışamadığı dönemin ücret kaybını ve gelecekteki iş gücü kaybını da tazminat kalemi olarak talep edebilir. İş kazası; işverenin gerekli iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini almaması, işçiye yeterli eğitim vermemesi ya da kişisel koruyucu ekipman sağlamaması gibi kusurlarına dayandırıldığında tazminat talepleri güçlenir. Beytepe ya da İncek’teki bir villa inşaatında düşme, elektrik çarpması ya da yüksekten malzeme düşmesi gibi kaza türleri sıkça karşılaşılan senaryolardır. Bu tür dosyalarda İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile Borçlar Kanunu’nun sorumluluk hükümleri birlikte uygulanır.
Zorunlu arabuluculuk aşaması ne kadar sürer ve tarafların uzlaşmaması halinde ne olur?
Zorunlu arabuluculuk aşaması, arabulucunun atanmasından itibaren üç hafta içinde tamamlanmalıdır. Bu süre, arabulucunun kararıyla en fazla bir hafta uzatılabilir. Süreç sonunda taraflar bir anlaşmaya varırsa düzenlenen anlaşma tutanağı ilam niteliğinde belge sayılır ve icra kabiliyeti kazanır. Uzlaşma sağlanamaz ise arabulucu anlaşmama tutanağı düzenler; bu tutanağın düzenlenmesinden itibaren dava açma süresi işlemeye başlar. İşçi, kıdem-ihbar ve diğer alacak talepleri için 5 yıllık zamanaşımı süresini gözetmek koşuluyla iş mahkemesine dava açabilir.
Fazla mesai alacaklarında ispat yükü kimdedir?
Fazla mesai yapıldığının ispatı kural olarak, alacak talep eden işçidedir. Ancak bu ispat yükü mutlak değildir; işveren, İş Kanunu gereği ücret bordrosu düzenlemek ve saklamakla yükümlüdür. İşverenin bordro sunmadığı ya da sunulan bordroların çelişkili olduğu hallerde ispat yükünün dağılımı değişir. Uygulamada işçi, tanık ifadeleri, mesai düzenine ilişkin yazışmalar, işyeri giriş-çıkış kayıtları ve varsa iş takip yazılımı raporları ile fazla mesai iddiasını destekler.

